CHP Niğde Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, içme ve sulama suyu konusunda yeterli bilincin oluşturulması için daha çok çaba gerektiğini belirterek, hızla su kaynaklarının tüketildiğini bildirdi.
Gürer, yaptığı açıklamada, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin başlamasına karşın geniş kesimlerin sorunun farkında olmadığını belirtti.
Yeraltı sularının her yıl daha derinden temin edildiğine dikkati çeken Gürer, şöyle devam etti:
"Yağmur, kar yağınca su sorunu bitmiyor. Sürekli ve düzenli bir mevsim etkisi oluşmuyor. O nedenle suyu doğru, bilinçli ve israf etmeden tüketmeliyiz. İçme suyunda baraj doluluğu önemli olsa da biriken su tüketimle kısa sürede seviyesi düşüp risk oluşturmaktadır. Keza tarımda önemli üretim alanlarında daha çok yeraltı suyu tüketilmektedir. Özellikle Orta Anadolu tarımı daha çok yeraltı suları ile gerçekleştiriyor. Yeraltı suları da her geçen yıl daha çok çekiliyor. 2021 yılında Bakanlığın soruma verdiği yanıtta yalnız Konya Kapalı Havzası'nda 175 adet belirlenen obruk yanında, tahminen ülke genelinde 250 civarında obruk varlığı ifade ediliyordu. Derine inen sular ile obruk oluşumları da artmaya devam ediyor. Araştırmalar ile farklı kaynaklarda 650'ye ulaşan obruk varlığından söz ediliyor. Her obruk oluşumu tarım alanında ortadan kalkması demek. Hem suyu hem tarım alanları yönetimini sorunlu kılan süreç için başta salma (vahşi) sulamadan bir an önce vazgeçilmelidir."
Suyun tüm canlılar için yaşamın sürdürülebilirliği adına önemine işaret eden Gürer, "İçme suları için kaynakların daralması suya erişimi daha zorlaştıracaktır. Gelecekte hesaplamalara göre 30-40 yıla kadar bu sorun derinleşeceğini bilim insanları ölçümlüyor. Sulu tarım ise artan nüfus ve gıda talebinde çok önemli etkisi vardır. Gelecekten bu süreç doğru yönetilmesinden öte zorunluluktur. Susuz yaşam açlığı da tetikler." ifadesini kullandı.
İç Anadolu'da kuru tarım alanında bir dönümden buğday TÜİK’e göre ortalama 270 kilogram alınsa da bölgede 140 kiloya kadar verimin düştüğünü vurgulayan Gürer, şunları kaydetti:
"Kuraklık olursa tarlaya biçerdöver de girmiyor. Tarla ekili hali ile sürülmek zorunda kalınıyor. Sulu tarım yapıldığında ise 550 kilogramdan başlıyor, 800 kiloya kadar verim çıkıyor. Onun için bu kuyuların doğru kullanılması gerekiyor. Bu kuyuların doğru kullanılması da banka kredilerinin modern yöntemlerle sulama yapılabilmesine olanak sağlayacak düzenlemeler sağlanmalıdır. Kuyu kullanılıyorsa kaçak olup olmadığına bakmadan bu konuda bir düzenleme gerekiyor. Fiilen en az 20 yıldır kullanılan ruhsatsız kuyular var. Bu suyun doğru yönetilmesi için modern yöntemlere geçişi sağlayacak kredi verilmesi sağlanmalıdır."
Gürer, göller, dereler kururken, yeraltı suları derine inerken, içilebilir ya da tarımda kullanılabilir suların denize akıtılmadan kullanılmasının sağlanması gerektiğini bildirdi.
Suyun her damlasının önemli olduğuna dikkati çeken Gürer, şöyle devam etti:
"Küresel ısınma ile iklim değişikliğinin giderek artmasının, mevsim değişikliklerini de beraberinde getireceği unutulmamalıdır. Su doğru kullanılmalı ve su israfından kaçınılmalıdır. Sorun yaşanmadan sorunun farkına varılmıyor, ancak su böyle değil; kuruyan kaynakları geri getirmek süreçte olmayacağı unutulmamalıdır. Her yıl yetkililerin hesaplamaları dışında sorunun farkında olan yeterli bilinçli kişi sayısı artmıyor. Su kullanım ve yönetimi ilkokuldan başlayarak toplumun her kesiminin dikkatine taşınmalıdır. İktidar, kağıt üzerinde düzenleme ya da birkaç konferans toplantı ile bu sürecin yönetilemeyeceğini ve daha sıkı tedbir, daha yaygın bilinçlendirme çalışmasında bulunmanın gereği görmelidir. Su planlaması ve öngörüsü kamudan her kesime yansımalıdır. Sanayi ile kirletilen su varlıkları içinde canlı yaşamaz dereler oluştuğuna dikkate alındığında su da gelecekte yaşamın sürmesi için tavizsiz uygulamalar ihtiyaç ve şarttır. Su kaynaklarını gözümüz gibi korumak zorundayız."
Yorumlar
Kalan Karakter: